Hande-i Aftab – Bölüm 1

Hande-i Aftab – Bölüm 1

Hande-i Aftâb – Bölüm 1

Hani herkes bir gün yaşamıştır ya o kalbinizi acıtan bir aşkı. İşte bu hikaye Adapazarı depremi şiddetinde acı dolu bir aşk hikayesidir. Belki yaşanmışlıkların yaraları sarılıyordur fakat Sakarya kokuyorsa unutmak çok zordur.

Sonbahar mevsimi yaklaşmış, Kentpark’da bulunan ağaçlar yapraklarını, gözyaşı misali yerlere bırakıyordu. Sakarya havası hep değişiktir. Yani huysuz gibi görünse de sevecen bir iklimi vardır. Çark caddesinin o yoğunluğunda yürüyordum. İnsanlar etrafta koşturur bir halde iken ben zamanın durmasını ve kulaklarımın içerisinde mırıldanan müziğe kaptırmışçasına yürüyordum.

Yürümek derken hani aklınıza getirin o anı. Dükkânlara giren çıkan insanlar, sarışın, güler yüzlü ve mavi gözlü çocuklar etrafta var. Uzun gibi gözükse de kalabalığın verdiği motivasyondan dolayı mıdır bilinmez, yürümesi zevkli bir caddedir Çark caddesi. Stadyum girişinden diğer ucuna kadar Sakarya taraftarının ahenk ile söylediği “Seviyorum Seni, ekmeği tuza banıp, yer gibi…” şarkısı ile yürüyordum.

Orhan Cami’nin orda yaşlı amcaların tecrübelerine şahit olmak, bana göre Sakarya’nın en değerli halidir. Hele ki hava hafif soğuksa bir sıcak çayda tam kâfi geliyor ruhunuzu dinlendirmeye. Derdiniz mi var, kalbiniz mi acıyor? Gidin oraya bir asıra yaklaşmış dedelerimizi dinleyin derim.

Bir çay içtim ben de sonbaharın o hafif serinliğinde. Aklımda bugün yaşayacaklarım ile ilgili gram fikir yokken, dinlemeye koyuldum Ahmet ismindeki Geyve’li amcamızı. Bana gençliğini anlatıyordu, şöyle yaptım böyle yaptım dedi heyecanla…

Sonra ne aklına geldiyse bir an da yutkundu Ahmet Amca.

Bana bakarak, annen, baban sağ mı? Dedi.

Evet, dedim.

Hayatta ne hata yaparsan yap, ne yanlışı işlersen işle, anne ve babanı asla terk etme dedi.

O an anlamıştım. Ahmet amcanın o boğazında ki yutkunmamın sebebini. Siz de zaten anlamışsınızdır. Elinde baston, kafasında şapka ve nemli gözlerle bana bakan bir amca vardı karşımda.

Hafif kısık bir ses ile “hayırdır?” Ahmet Amca diyebildim.

Nemli gözler sanki yıllardır bu soruyu beklercesine gülüşlerle doldu. Ahmet Amca tebessüm ediyordu artık. Ben de tebessümüne karşılık verdim.

Ahmet Amca eşinin adını bir heyecanla söyledi. “Mihriban” dedi. Durdu şöyle üç-beş saniye kadar.

Mihriban teyzem yaşıyor mu demeye kalmadı ki Ahmet Amca “sevdiğin öldüğünde, Dünya’da seni seven her şeyin öldüğünü hissediyorsun” dedi.

Ben havanın soğukluğu mudur, sözün tesiri midir anlayamadım?

Nefes alışlarım, azalmış ve sözün tesiri ile şaşkın bir şekilde baktım Ahmet Amcaya…

“Mihriban değil asıl adı” dedi.

Konuşmayı çok seven ben, o an lal oldum.

Peki, neden Mihriban diyorsun dedim.

Çünkü ben Abdurrahim Karakoç’un Mihrabını sevdiğinden daha çok sevdim onu dedi.

O an bilmiyordum Abdurrahim Karakoç’un Mihriban meselesini. Mihriban türküsünü dinlerdim onu hayal ederken. Ben de ona artık “Mihriban’ımsın dedim” dedi.

Ahmet Amca öyle sevmiş ki gerçek adı Nazliye olan teyzemizi anlatırken elleri titredi. İşte böyle bir hikayeye şahit olduğum gün, ben de onunla tanıştım.

 

Hande-i Aftab

 

Devamı Haftaya Pazar…. (7 Ekim 2018)

** Fotoğraf Temsilidir…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

1 Yorum

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
Bilgilendirme
SAÜ 2017-2018 Akademik Takvim Sakarya Üniversitesi Yurt ve Apart Daire
trkiyede viagra fiyatları hakkında bilgi veren viagra satın al gibi işlemlerde kullanabileceğiniz tek viagra satış sitesi
jigolo başvuru formu yada jigolo siteleri hangisi gibi merak edilen yazıların sonuçları için bu yazı site göre
kamagra kapsl kullanımı kamagra jel için açıklayıcı tek metin
describing hair loss for women and men providing information about hair loss
Cialis fiyatlar ne kadar cialis fiyatı ucuz mu işte cevapları veren web sitesi