Bahar Şenlikleri: Neydik N’olduk?

Bahar Şenlikleri: Neydik N’olduk?

Aylin ASLIM tarafından kaleme alınan “Geçmişten Günümüze Bahar Şenlikleri” konulu, Akıcı ve Gündemi Özetleyen bir yazı. Bir çırpıda okuyacağınıza garanti veriyoruz…

***

Sanırım yıl 2003’tü. Aylardan Mayıs. O zamanki grubum Sütlü’yle Ankara’da ODTÜ Bahar Şenlikleri’nde çalmak üzere davet edilmişiz. Sabaha karşı yola çıktığımız araçta biz ve şoför abi, hayatımızın geri kalanında defalarca tekrarlanacak olan “Ankara trafiğinde bilinmeze doğru serbest salınım” modundayız. Eski Türkçe’de “şoför yolu hiç bilmiyor, hiç sormuyor, kaybolmuşuz”.  Şoför abimiz abartısız bir-iki saatlik dolanmadan sonra nihayet yol soruyor, fakat ısrarla “Otti nerde otti?” diye sorduğundan kampüsü bulmamız biraz daha zaman alıyor. Öğle vakti, yorgun ama heyecanlıyız. Sonunda herkesin yıllardır anlata anlata bitiremediği ODTÜ Bahar Şenlikleri’ndeyiz. Vay be, gerçekten bir panayırın ortasındayız! Rengarenk her yer. Oturup güneşin ve ortamın tadını çıkaran öğrencilerin rehavetine özeniyorum. Bir yandan arı gibi meşgul bir tayfa da var alanda. Standlarda görevli, broşür dağıtan ya da bizzat orada o anda üretenler: Heykel atölyesini duyuran standın önünde biri heykel yapıyor gerçekten de; başka birileri modern dans. Sahaf standı açmışlar mesela, kitapları değiş-tokuş ediyor isteyen -harika sistem!  ODTÜ öğrencilerinin sahneye koyacağı bir oyunun tanıtımı var başka bir standda; elime tutuşturulan broşürde de şenlik günleri boyunca yapılacak sinema gösterim seansları ve filmler yazıyor.

Kimlerle mi çalıyoruz? Moğollar, Teoman, Bulutsuzluk Özlemi, Kurban ilk aklıma gelenler. Unuttuğum isimler var tabii, şenlik boyunca çalan kadro için yukarıdaki kadroyu üçle çarpın diyeyim, siz anlayın. Epey kalabalık, ama tamamı rock gruplarından oluşan bir kadro hatırlıyorum.  Gündüz saatlerinde de öğrencilerin kendi grupları her gün sahne alıyor şenlik boyunca.

Bunları nasıl hatırlıyorum? Gittikçe kötüleşen hafızama ve takip eden on iki yıl boyunca konser verdiğim onlarca bahar şenliğine rağmen Sütlü’yle gittiğimiz o ilk ODTÜ şenliğimizi çok net ve güzel hatırlıyorum. Kelimenin tam anlamıyla “şenlik böyle bir şey demek, ne güzelmiş” dediğimi de. Okuduğum Boğaziçi Üniversitesi’nden arkadaşlar alınmasınlar ama, bizdeki şenlik yerine yapılan meşhur “Sports Fest” e hiçbir zaman kendimi ait hissedememiştim. Spora ilgisizliğim bir yana, yıllar sonra görüp imrendiğim, bu müthiş kolektif çabayla oluşturulduğu belli olan yaratıcı ve rengarenk öğrenci ortamının bir benzeriyle daha önce karşılaşmadığımdan emindim.

Sene 2015, aylardan Mayıs.  “Üniversite Bahar Şenlikleri birbiri ardına iptal oluyor” haberleri alıyoruz arka arkaya. Bir kısmı ya yıl içinde iptal kararı almış, ya da şenliğe birkaç hafta kala açıklanıyor. Şenliklerde çok uzun süre çalışıp şimdi başarılı bir menejer olmuş bir arkadaşımız “Valiliklerden tüm üniversite rektörlerine şenliklerin yapılmaması konusunda yazı gitti” diyor. Artık üniversitenin kendini yönetecek rektörü seçtiği yıllar geride kalmış, birkaç senedir devletin atadığı kişiler yönetiyor okulları. Devlet sevmiyor öyle konser, heykel, tiyatro gibi laubalilikleri. Geçen yıl davet edildiğim ODTÜ Bahar Şenlikleri’nde görevli arkadaş “Bu yıl iki kez iptalden döndük. Çok zorluklarla yapıyoruz şenliği. Seneye muhtemelen yapılmayacak” demişti. Türkiye’de bu işi yirmi sekiz yıl önce başlatan, kulaktan kulağa yayıldıkça ülkenin diğer üniversitelerinin özenip devam ettirdiği gelenek ne acı ki ODTÜ’de son buluyor. Dilim varmadı, ara veriliyor diyeceğim.

 

Geçmişten Günümüze Bahar Şenlikleri
Geçmişten Günümüze Bahar Şenlikleri

 

Peki bu gelenek gerçekten yazının başında anlattığım şekliyle mi taşındı bugüne? “Üniversite şenliği” dediğimiz şey artık ne kadar ait o üniversiteye gerçekte?  Sözünü ettiğim öğrencilerin örgütleyip aktif olarak organize ettiği kültür-sanat ortamı var mı artık bahar şenliklerinde, yoksa birkaç gün boyunca sahneye çıkacak ünlü isimlerden mi ibaret bu mevzu artık?

Belki size çok tuhaf gelecek ama ben üniversite öğrencisiyken okullara herhangi bir marka reklamının girmesi kanunen yasaktı. İlköğretim ve liselerde nasılsa, üniversiteler de aynı uygulamaya tabiydi. Öğrenciler de epey hassastı bu konuda. Gerilla reklam taktiğiyle oraya buraya posteri filan asıldıysa bir marka ürününün, birileri mutlaka geçerken kıl olup yırtıp atardı, tam da o yaşta bir üniversiteliye yakışır “biz sizin reklam maymunlarınız değiliz” öfkesiyle. Tuhaf geldi değil mi? Çünkü artık şenlikler öğrenci komiteleri tarafından yapılan küçük bütçeli gönül işleri değil, dev ve minik tonla marka sponsorluğunda profesyonel organizasyon şirketlerince gerçekleştirilen “event”ler. Geçtiğimiz on küsur yıl içinde, sırf üniversite şenliklerine markalardan sponsorluk alıp olayı organize etmek için şirketler kuruldu, kariyerler yapıldı. Bu şirketlerle anlaşmalı aynı grup sanatçı listesi birkaç yıldır tavaf ediyor üniversiteleri, bir de bu var. Mevzu öğrencilerin elinden neredeyse tamamen çıktı, marka-organizatör-rektörlük üçgeninde kârlı bir “business”a dönüştü. Alan memnun, satan memnun. Sahneye çıkan memnun mu? Birkaç arkadaşımdan telefonda görüş almak istedim, bazısı “Valla hiç farkında değilim, öyle mi oldu? Eskiden çok daha renkliydi ya” dedi, bazısı “ E şimdi sponsor olmayınca bizim bütçelerimizi karşılayamayacaklar” dedi, “Arkadaş olay güya üniversitede gençlere yapılıyor, Ajda Pekkan ne arıyor sahnede” diyen de oldu. Bana sorarsanız, bu marka maymunluğu bitecek ve şenlikler tekrar öğrencilerin eline geçecekse, gereken her türlü fedakarlığı yapmaya hazırım.

 

Hacettepe 2013 Bahar Şenlikleri
Hacettepe 2013 Bahar Şenlikleri

 

İşin içine markalar girince ne oldu biliyor musunuz? “Marka değerine zarar vermeyecek, imajı temiz, öyle çok uçlarda dolaşmayan, mümkünse politik olmayan nötr sanatçıları tercih ediyoruz.”      İşte bu oldu. Öğrencilerin kotarıp alçak gönüllü bütçelerle davet ettikleri, dinlemeyi sevdikleri çoğu Rock ve alternatif müzik yapanlar gitti, yerine dondurma gofret reklamında görsek sırıtmayacak eli yüzü düzgün pop ikonlar geldi. Sponsor markaya zarar gelmemesi en önemli şey çünkü. Lütfen.

Şenlikler yapılmıyor artık. Öğrenciler ne yaptılar peki bu haberleri duyunca? (ODTÜ’yü tenzih ediyorum, protestolarını yaptılar.) Çılgına dönüp isyan mı ettiler? 70’lerde Beatles’ı gören kızlar gibi saç-baş yolmalı çığlıklarla kampüste olay mı çıkardılar? Kuzey Koreli şişman adamın arkasından ağlar gibi gözyaşı nehrinde rafting mi yaptılar? Yoo. Çok da umursamadılar. Hiçbir organize itiraz görülmedi. Süper muhafazakâr ve tehditkâr öğrencilerden dayak yemek ya da okuldan ceza almak istememişlerdir, bu apayrı bir yazı konusu, ama herhangi bir protestoya kalkışıp şenliklerini geri almak için savaş verdiler mi? Yok. Neden? Niye “Arkadaş bizim okulda niye hep aynı isimler, aynı alakasız popçular çalıyor her yıl” ya da “Şenlik deniyor da, bir takım adamlar gelip sahne kuruyor, bilet satıyor, konser ve marka fuarı gibi ortam dışında da bir numarası yok, neden acaba” demediyse, ondan. Zaten uzun yıllardır ellerinden çıkmış, hele genç üniversitelerde zaten hiç kendilerinin olmamış, başka türlüsünü hiç deneyimlemedikleri bir şenlik için niye ayağa kalksınlar ki? Biraz da böyle gitsin bakalım.

Yazı Kaynağı: http://blog.kia.com.tr/genel/bahar-senlikleri-neydik-nolduk/

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

1 Yorum

  1. bu yazının tam tersini yazın altına imzamı koyup yayınlayın bu ülkede eskiden azınlıkta olanların borusu ötüyordu fakat devran döndü bizim lehimize, artık çoğunluk ne istiyorsa O!

    Bu arada eğer şenlik yapmak isteyenler varsa toplansınlar biraraya istedikleri gibi yapsınlar şenliklerini engelleyen mi var ? kurumlara zorunluluk gibi dayatılmasını doğru bulmuyorum…

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
Bilgilendirme
SAÜ 2017-2018 Akademik Takvim Sakarya Üniversitesi Yurt ve Apart Daire


bian ajans Öğrenciye Kiralık Daire  Üniversite Yurt Rehberi Sakarya Üniversitesi Öğrenci Portalı