Engel Neydi ki?

Engel Neydi ki?

Siz hiç konuşmadan karşınızdakini dinlediniz mi? Ya da elinizi kolunuzu bağlayıp başkalarının size yemek yedirmesini beklediniz mi?

Engel neydi ki ?

Herkese göre değişen bir kavram mıydı yoksa objektifliği olan bir sözcük müydü engel?

Ben yıllar önce, engel tanımayan doğuştan gözleri görmeyen birini tanıdım. O anda engelin tanımını yaptım kendimce;
Kış dedirtecek bir fırtına vardı dışarda soğuk ve ürkütücü. Mağazaları geziyorum ve vitrindekileri süzüyorum gözlerimle. Tam o sırada kıvırcık saçları olan çok şirin bir çocuğun yere düştüğünü gördüm. Koşar adımlarla yanına gidip ellerinden tuttuğum gibi kaldırdım. Uzakta göründüğünden daha şirin ve bir o kadarda tatlı bir çocuktu. İyi misin diye sorunca yüzümü minicik elleri ile avuçlayarak anneciğim sen misin diye sordu. İşte o anda gözlerinin görmediğini anladım. Cevap vermeme fırsat vermeden elindeki paraları uzatarak: “Bak anne sattığım selpakların parası, artık doktorun sana verdiği ilaçları alabileceğiz.” dedi .

Görmeyen gözleri ile o kadar güzel bakıyordu gözyaşlarıma engel olamadım. Cebindeki selpağı çıkarıp gözyaşlarımı silip bana sarıldı . İşte tam o an kendimden ve çevremde ki birçok insandan utandım. Yaptıklarımızdan, isyanlarımızdan, beğenmemezliklerimizden…

Küçücük elleri o kadar sıcaktı ki tutmaya kıyamadım. Yüzündeki masumluk temizlik saflık yüreğine, yüzüne, ellerine yansımıştı. Yüzündeki kir pas altında parlayan bir pırlanta gibiydi adeta. Hem gözleri görmüyordu hem o küçücük yaşında çalışıyor hem annesini düşünüyor bir o kadar da mutlu ve umutluydu. Aldım kucağıma sımsıkı sarıldım öptüm öptüm ve bir şey söyleyemedim. Tam o sırada annesi çocuğunu alarak yanımdan ayrıldılar. Neydi bunun adı engel miydi? Yoksa yaşam mıydı umut muydu hayata bağlılık mıydı?

Engelli olup da engel tanımayan işler yapan birçok insan var aslında. Eşref Armağan bunun en güzel örneğidir. Resim bakarak, görerek yapılan bir sanattır değil mi?

Eşref Armağan 1953 yılında doğuştan görme engellidir. Hayatı boyunca kırımızı rengi hiç görmeyen masanın nasıl olduğunu bilmeyen sadece siyahı görebilen dünyaca ünlü bir ressamdır.

Resim sanatı için bakmak demiştik değil mi? Eşref Armağan azmiyle çalışmasıyla göremediği nesnelerin resimlerini çizmiş ve hayata sımsıkı sarılmış. Renkleri göremeyen etrafındaki nesnelerin nasıl olmadığını bilmeyen ama dünyaca ünlü ressam olmaktır engel tanımamazlık.

Sadece parmak uçları ile nesneleri eline alarak inceleyip devasal resimler çizmiştir. Şimdi engel ne demek peki?
Eşref Armağan gibi daha çok örnekle başarı dolu hayatları örnek gösterebiliriz.

O bir engelli. 40 yıldır el ve ayaklarını hiç kullanamadı. Babası engelli olduğunu öğrendiğinde, ‘Alın bunu, kesip biçin inceleyin, onu tıbba hizmet için size bırakıyorum’ diyerek terk etti. Sonra neler mi oldu?

Hayata elleri yerine dişleriyle tutunan Oğuz Mucurluoğlu şimdi dördüncü üniversitesine kayıt yaptırdı, üçüncü kitabını yazmaya başladı. Mucurluoğlu ayrıca engellilerin sesi olmak için siyaset eğitimi alıyor. Kocasının onları terk etmesine rağmen annesi bir gün umutsuzluğa kapılmamış oğlunun hem ayağı hem eli olmuş. Kim demiş ki engelli olması hayata tutunmasına engeldir diye.

Engelliler Haftası

Cornal Hrisca 1992 yılında Romanyada doğmuş ve doktorların birkaç saat ömür biçmesi üzerine ailesi tarafından terk edilen engelli bir gençtir. Yetimhanede büyüyen Cornal Hrisca kendisini evlat edinen bir ailenin yanında yaşamını sürdürmye devam etmiş. Kol ve ayaklarından özürlü olan Hrisca hiçbir engel tanımayarak Oxford Üniversitesini kazanmıştır. Kalem elle tutuluyordu değil mi. Gözler yaşartan bu olaylar herkese örnek teşkil etmektedir.

Burada hepimiz görüyoruz ki kişinin ellerinin olmaması, gözlerinin görmemesi, ayaklarının tutması, kollarının olmaması; okumaya çalışmaya ve hayata tutunmaya engel teşkil etmemektedir. Bunlar birer engel değildir ki bunu gözler önüne sermiş birçok insan tanıdık.

Şimdiyse engelin tanımını yapalım mı? Engel aslında önümüzdeki taşları kaldırmak için önümüze daha rahat bakabilmek için konmuş çok ince bir settir. O seti kaldırmak ise azme ve başarıya dayanır. O halde engeller biz onları engel görmediğimiz sürece engel değildir.

Birleşmiş Milletler, 1992 yılında 3 Aralık gününü Uluslararası Engelliler Günü (International Day of Disabled Persons) olarak ilan etti. Bu karardan sonra Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu, 5 Mart 1993 tarihli ve 1993/29 sayılı bildiri ile üye ülkelerce 3 Aralık gününün tanınmasını istedi. Böylece ilk kez 1993 yılında 3 Aralık günü Uluslararası Engelliler Günü olarak anıldı ve kutlandı.

Bu haftanın amacı engelli olan kardeşlerimiz anlamak, onları topluma kazandırmak, bizlerden tek farkının fiziki olarak olduğunu onun dışında bir farkının olmadığını anlatmaktır.

Gelin bizde birlik olalım yürekleri bu kadar güzel olan insanlara destek verip yalnız olmadıklarını gösterelim. Siz yalnız değilsiniz bizde varız diyelim. Bizde onlarla martıların sesini duymadan dinlemeye çalışalım.

Sloganımız da “Engeller biz onları engel görmediğimiz sürece engel değildir” olsun .

 

kubra_kayaokay

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
Bilgilendirme
SAÜ 2017-2018 Akademik Takvim Sakarya Üniversitesi Yurt ve Apart Daire


bian ajans Öğrenciye Kiralık Daire  Üniversite Yurt Rehberi Sakarya Üniversitesi Öğrenci Portalı