SAÜ’lü Ali ve Yekta’nın Zeytin İmparatorluğu

SAÜ’lü Ali ve Yekta’nın Zeytin İmparatorluğu

Sakarya Üniversitesi İşletme Bölümü öğrencileri Ali Yıldız ve Yekta Öztetik, Bursa Gemlik’ten getirdikleri zeytinleri Sakarya’da yurt ve kantinlere pazarladılar. Yetmedi, İstanbul’daki otel ve restoranlara açıldılar. Onlar şimdi zeytin kralı.

Sakarya Üniversitesi Zeytin Kralları
Sakarya Üniversitesi Zeytin Kralları

Sakarya Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme Bölümü son sınıf öğrencisi Ali Yıldız, sınıf arkadaşı Yekta Öztetik’le birlikte, doğup büyüdüğü Gemlik’ten Sakarya’ya zeytin ticaretine girişti. Ali’nin hayatı, Sakarya’daki ilk gününde yediği zeytinle bir anda değişti. Ali’nin deyimiyle kahvaltıda yedikleri ‘çamur’ gibi zeytinler kendisini hırslandırdı. Yurdun kantincisiyle ayak üstü zeytin anlaşması yaptı. Gemlik’te zeytin üreten babasıyla konuştu, Sakarya’ya zeytin satmaya karar verdi ve işe koyuldu. İşler açılınca da yanına sınıf arkadaşı Yekta’yı aldı. Gitmedik yurt, kapısını çalmadık restoran bırakmadılar. Sakarya yetmedi gençlere, İstanbul’a da açıldılar. İlk denemeler hüsrandı… Pes etmediler, ‘öğrenci adamız’ demeyip uğraştılar. Şimdi onlarca mekanı bağlamış durumdalar.

Genç yaşta iş hayatını tanıdılar

Ali ve Yekta, çocukluklarından beri ticaretin ve üretimin içinde büyümüşler. Ali’nin dedesi zeytin fidanı üretir, zeytin ağaçlarına bakardı. Babası da zeytinleri ambalajlar, markaların ofsetini yapardı. O, dedesi ve babasının Gemlik’teki dükkanlarında ticareti öğrendi. Sakarya Üniversitesi işletme Bölümü’nü kazandığından kafasında ticari bir girişim yoktu. Sakarya’da yerleştiği yurdun sabah kahvaltısı ona geçmişinden bir sürpriz hazırlıyordu oysa ki… Yekta ise sanayide kamyon yedek parçası satan babasının yanında yetişti. Kendini bildiğinden beri okuldan artan vakitlerde dükkanda, hem ticareti, hem de insan ilişkilerini geliştirdi. Annesinin sabahları mis kokulu, pırıl pırıl giydirdiği Yekta, akşam dükkandan eve geldiğinde ‘yağ pas’ içinde olurdu ama o dükkanda çalışma hayatını öğrendi.

Ayaküstü zeytin anlaşması

Ali Yıldız anlatıyor: “Sakarya’da ilk sene yurtta kalıyordum. Yurtta bir tek kahvaltı vardı ve ben erken kalkan biri olarak kesinlikle kahvaltı yaparım. Sabah kahvaltısında yediğim zeytin bizim Gemlikliler’in lafıyla ‘çamur’ gibiydi. Şöyle bi tiksindim zeytinden. Sonuçta en iyisini yemişsiniz. Kantini işleten abiye gittim ve zeytinleri aynen iade ettim: “Abi bunları zeytin diye o tabağa koyma.” Kantinci de bana atarlandı: “Daha iyisini buluyosan getir, ben bu zeytinin kilosuna 10 lira veriyorum.” Kilitlendim tabii. Hem kazıklanıp, hem de bu kadar kötü zeytin alan biriyle ilk defa yüzyüze gelmiştim. “Abi sana bu zeytinin daha iyisini 10 liraya getirirdim ama içim almaz. Ben sana 8 liradan getireceğim” dedim. Kantinci teklifimi kabul etti ve ilk anlaşmamı ayaküstü yapmış oldum. Alİ ve Yekta’nın zeytİn İmparatorluğu Sakarya Üniversitesi İşletme Bölümü öğrencileri Ali Yıldız ve Yekta Öztetik, Bursa Gemlik’ten getirdikleri zeytinleri Sakarya’da yurt ve kantinlere pazarladılar. Yetmedi, İstanbul’daki otel ve restoranlara açıldılar. Onlar şimdi zeytin kralı.

Sakarya Üniversitesi Ali ve Yekta
Sakarya Üniversitesi Ali ve Yekta

“Bu ne be et gibiymiş”

1 hafta geçmeden zeytini getirdim. Adamın ilk yediğinde yüz ifadesi ve verdiği tepki inanılmazdı: “Bu ne be et gibiymiş!” diye haykırdı. Yedikçe yiyordu. “Bırak çoluk çocuk da yesin abi” dedim. İlk getirdiğim zeytin numuneydi tabii. Sonrasında bana 750 kilo zeytin sipariş verdi. İlk başta bu kadar beklemiyordum. Hemen sarıldım telefona, babamı aradım heyecanlı heyecanlı: “Baba ben ilk satışımı yaptım satışın karının hepsini isterim” dedim. Babam da haliyle kabul etti. Sonra yurt çalışanları ve öğrenciler sipariş vermeye başladı. Memleketlerine gitmeden önce yurttaki öğrenciler hediye niyetine zeytin ve yağ alıp götürdüler. Ardından diğer yurtlara da verdim. İşler büyüdü. restoranlara vermek istedim, birkaç yere gittiğimde geri çevrildim. Adımın duyulmaması referanslarla yola devam etmemi zorladı. Tekrar arkadaşlar aracılığıyla birkaç yere gittim ve oralarda zeytin ve yağ vermeye başladım. Yurttan ayrılıp eve çıktım. Para kazanıyordum, sistemi kurmuştum. İstanbul’daki tanıdıklarımdan rica ettim birkaç otel ve restoranla görüşme ayarlamaları için. Bu arada ev arkadaşım Yekta’yla tanıştım. Onun pazarlama yeteneği, benim de esnaflık geçmişim birleşince baya bir yol aldık.”

İşler büyüyor

Ali ile Yekta’nın buluşması ticari hareketliliği iyice artırmış. Genç girişimciler ailelerinden kopardıkları parayla sermayeyi büyütmüşler. Ünleri Sakarya’dan İstanbul’a taşmış. Fakat biraz fazla taşmış olacak ki başta zorlanmışlar. Otellere kaliteli zeytini en uygun fiyata vereceklerini düşünmüşler fakat otel müdürleri verdikleri fiyatı çok bulmuş. Kaçarak uzaklaşmışlar ordan. Yekta anlatıyor: “İstanbul’daki pazarlama faaliyetlerimiz için sermayeye ihtiyacımız vardı. Ailelerden yardım istedik. Yekta’nın babası İbrahim amca ve babam Kemal Yıldız, bizi kırmadı. Biraz sermaye sağladılar ve ilk adımımızı atmış olduk. Elimizde numunelerle, görüşmeler için yola çıktık.

İlk görüşmede kovuldular

İlk gittiğimiz yerden kovulduk. Çünkü referanssız dalıp satmayı denedik, olmadı. Girdik içeri, ‘gayet güzel zeytin var satıyoruz’ dedik. Adam zeytinlerin tadına baktı ve bayıldı. Lakin, “Çocuklar normalde gelen pazarlamacıları içeri bile almıyoruz, siz öğrenci oldugunuz için aldık” deyip kapıya kadar geçirdi bizi patron. Kibarca kovdu yani bizi. Hevesimiz kırılmadı mı kırıldı tabii, İstanbul’a gitmiştik. Piyasa bambaşkaydı ve alışılmış bir ortam vardı. O ortamı bölüp araya sıvışmamız lazımdı.”

Ali ve Yekta'nın Zeytin İmparatorluğu
Ali ve Yekta’nın Zeytin İmparatorluğu

Arkamıza bakmadan

“Nasıl yaparız diye düşünürken Fenerbahçe sahilinde bir kafeyle anlaştık ve en kaliteli zeytini buraya satmaya başladık. Aşağı yukarı 1 ay sonra, yandaki mekanın sahibi bizim numaramızı almış. 2. müşterimizi de böyle kazandık. Uzun bir süre böyle devam etti. Zeytin verdiğimiz restoranların müşterileri bizden zeytin ve yağ almaya başladı. Yavaş yavaş işler yoluna girdi. Bir otelle görüşme ayarladık. Otel çok büyüktü ve bizim için mükemmel bir referanstı. Hazırlandık, giydik takımları, elde çantalar falan ciddi ciddi. Numuneleri hazırladık dikildik karşılarına. Sonuç ise hüsran. Verebileceğimiz en düşük fiyat 8 lirayken alım satım müdürü zeytini 7 liraya aldıklarını söyledi. O an yıkıldık. Bizim zeytin tabii ki daha iyiydi ama adamın umrunda bile değildi. “Ben şikayet olmayan ürünü değiştirmem” dedi. Neyse arkamıza bakmadan uzaklaştık ordan.”

Hedef yılda 20 ton

Hikaye böyle devam etmiyor tabii. Ali ile Yekta’nın anlattıkları her başarı hikayesinin olmazsa olmazları, talihsizlikler… Lakin onlar şimdi, belki de Sakarya’nın en çok para kazanan öğrencileri. Azimleri, çalışkanlıkları, sabırları, sonrasında onlara birkaç ilde 20 mekanlık sürekli müşteri kazandırmış. Müşterilerle ilişkileri gayet iyi. Mekan sahipleri Ali ile Yekta’nın bu azmine karşılık daha ucuz alabilecekleri zeytine el uzatmamaya tövbe etmişler. “Hem müşterinin yüzü gülüyor, hem mekanların. Biz de onların yüzünü asla kara çıkarmamaya çalışıyoruz ve en iyi ürünü onlara vermeye çalışıyoruz” diyorlar. Okulları da aksamıyor. İnanması zor ama okullarını zamanında bitireceklerini bile söylüyorlar. Şimdiki hedefleri de, senede yaklaşık 8-10 tonluk satışı en az ikiye katlamak.”

 

Abdullah YILDIRIM
abdullahyildirm@hurriyet.com.tr

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
Bilgilendirme
SAÜ 2017-2018 Akademik Takvim Sakarya Üniversitesi Yurt ve Apart Daire


bian ajans Öğrenciye Kiralık Daire  Üniversite Yurt Rehberi Sakarya Üniversitesi Öğrenci Portalı