SAÜ’lü Genç Bir Gazeteci Adayının Gözünden Sakarya

SAÜ’lü Genç Bir Gazeteci Adayının Gözünden Sakarya

 

Buğrahan Aydın…

Sakarya Üniversitesi Sapanca MYO’da Halkla İlişkiler Bölümü öğrencisi.

2 yıldır Sakarya’da yaşıyor.

Gazetede staj yapıyor.

Dün kendisine “ Sakarya’yla ilgili izlenimlerini yaz” dedim.

1 saate yakın bir sürede aşağıdaki yazıyı çıkardı.

Genç bir gazeteci adayının Sakarya izlenimlerini ilgiyle okuyacağınızı umuyorum;

Ailemin görevi nedeniyle birçok şehirde yaşamış olsak da, en uzun yıllarımı memleketim Samsun’da geçirdim.

İlkokula başladığım günden liseyi bitirdiğim güne kadar Samsun’da yaşadım.

Bir kez daha ailemin görevi nedeniyle taşındık. Bursa’ya…

Fakat ben bu sırada Sakarya Üniversitesi’ni kazandığım için ailem Bursa’ya yerleşirken, ben Sakarya’ya yerleştim.

İki yıldır buradayım. İnsan ister istemez kendini yeni yerleştiği memleketi, önceki memleketle karşılaştırırken buluyor.

Hâl böyle olunca, Sakarya gözümde epey çekilmez bir yer gibi görünüyor.

Bunun nedenlerinden bazıları kimsenin hatasının olmadığı, coğrafik nedenler.

Bazı nedenler de var ki…

Coğrafik bir neden olarak, şehir merkezinin denize olan uzaklığını söyleyebilirim. Karadeniz’de yetişmiştir bir genç olarak, deniz görmediğim şehir pek cazip gelmiyor.

Ayrıca hava şartları…

Alışmışım Samsun’da yaz-kış ılık ve dengeli havaya.

Burada hava oldukça dengesiz…

Gelelim coğrafik olmayan nedenlere. Sakarya insanı, kendinden olmayan, dışardan “yeni” gelmiş insanlara karşı pek sıcak değil. Oysa Sakarya’da, yerli çoğunluğu ya da herhangi bir milletin çoğunluğu gibi bir durum yok.

Her coğrafyanın toprağından insan var. Ben buraya iki sene önce ilk geldiğimde esnaftan, komşulardan ve dolmuşlarda “bir öğrenci alır mısınız?” dediğimdeki insanların bakışları aksi bir durumu işaret ediyordu.

Sakarya’da esnaftan bahsetmişken…

Esnafların birbirini tuttuğunu, güzel bağlar içerisinde olduğunu gördüm.

Özellikle aynı sektörde çalışıyorlarsa… Ancak onların da bazı rahatsız edici tutumları var. Artık alıştığım gibi, “yabancıya karşı tutumu”…

Komşuluk ve ev sahipliliği de bundan farksız. Hele de bu yabancı “öğrenci” ise! Bir aileye 500 liraya kiralanan bir ev, öğrenci olduğunuzu söylediğinizde bir anda 200 lira zamlanabiliyor.

Ya da kiralamaktan vazgeçilebiliyor.

Özellikle bu tutumdan çok çektim.

Türkiye’de Sakarya ile özdeşleşmiş bir kelime var: “Tutuculuk.” Sakarya’nın muhafazakâr kimliğini bilmeyen yok.

Buraya gelmeden önce burada yaşayan bir akrabama da sordum, bilgiler aldım.

O da Sakarya’nın bu özelliğini üstüne basa basa söylemişti.

Ben ise muhafazakâr bir aileden gelen bir genç olarak bu durumun benim için sorun teşkil etmeyeceğini söylemiş, atlayıp gelmiştim.

Küpe takan, dövmesi olan, saçları uzun olan (geldiğimde uzundu) bir gencin burada yaşamına o şekilde devam etmesinin bu denli zor olacağını tahmin etmemiştim. Birçok kez sokak köşelerinde gruplar tarafından sıkıştırıldım, tehdit edildim.

Okulu bırakmayı ve buradan gidip bir daha da dönmemeyi düşündüğüm oldu. Eğitimci babamın kabullenemeyeceği bu davranışı göstermedim ve saçlarımı kestirdim. Ki zaten zamanla sizlere söylenenleri duymuyor, umursamıyorsunuz. Burada yaşadıkça, sabretmeyi de öğrendim.

Şehir olarak Sakarya, sanki deprem çok daha yakın bir zamanda yaşanmış gibi görünüyor. Ya depremden sonra Sakarya’da belediye kurulması birkaç yılı aldı ya da ben yanlış görüyorum. Ara sokaklarda gezdikçe depremde yıkılmamış ancak hasar almış binalar ve hala bu binaların içinde yaşayan insanlar görüyorsunuz. Her adımı ayrı hüzün kokan bir şehir…

Son olarak; bir genç olarak bir şehirden beklentim sosyal yaşamdır. Sakarya’da gördüğüm sosyal yaşam, Çark Caddesi’ndeki kafelerden ibaret. Bu kadar fazla sayıda üniversite öğrencisinin bulunduğu bir şehirde, üniversitenin şenliklerinden başka müzik ve eğlence festivaline denk gelmemiş olmam üzücü.

Belediyelerin hakkını yememek lazım… Arada sanatçılar getirip, ücretsiz konsere katılma imkânı sunuyorlar.

Ancak ücretsiz bir konser verildiğinde, biraz geniş bir konser alanına sahip olmak gerektiği de ortaya çıkıyor.

İki yıldır Sakarya’da yaşayan bir gencin izlenimlerini okudunuz.

 

Yazı www.sakaryayenihaber.com adresinden alınmıştır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

5 yorum

  1. Gazeteci arkadaşımızın kimi sözlerine katılıyorum kimi sözlerine asla katılmıyorum..Sosyal alanda gelişmemiş bir olmasına rağmen insanlık namına sakarya halkı fedakardır…Ve kimse kimsenin ne eşarbıyla ne şortuyla ne de saçı veya küpesiyle ilgilenmiyor…Muhafazakar bir il ama arkadaşın anlattığı bildiğin arabistan lütfen daha tutarlı olalım.Bu arada bende sakaryalı değilim ama objektif cevaplamak gerek.Saygılar….

  2. çok cahilce ve belli ki birşeyden haberi olmayan bir kişi tarafından kaleme alınmış,sadece Adapazarını kötülemek için yazılmış bu yazı tümüyle saçmalıktır.Sezai bey,sizin gibi bir gazetecinin köşesinde böyle yazılara yer vermesi uygun değildir.

  3. Başka bir şehirden gelerek bu şehiri, şehir yerlisinden daha iyi gözlemleme fırsatı yakalamış bir genç, öğrenci ve muhabir! Bu insan için ‘cahil’ tanımını kullanmak çok yersiz. Keşke düşünenin üstesinden değil de düşüncelerin üstesinden gelmeye çalışsaydınız Sn. Mehmet Usluoğlu..Ve malesef ki öğrencisiz bir hiç olabilecek şehir lakin öğrenci şehri değildir Sakarya.

  4. Fikir özgürlüğü olan bi ülkede fikrini özgürce dile getiren bu öğrencimizi tebrik ediyorum. Kurduğu cümlelerin düzeni vs göze battıyor. Arkadaşımızı içten kutluyorum.

  5. Öncelikle Genç Kardeşimizi Kutluyorum Mehmet Usluoğlunun Aksine Ben Gerek meramını Anlatırken Seçtiği Dilin Sadeliği Gerekse Birçoğumuzun Gördüğü temel sorunları Yumuşak Bir Uslupla ele alışı Güzeldi Bu kardeşimizin İzlenimlerini Köşesine Taşıyan Sezai Beyide Ayrıca Kutluyorum

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
Bilgilendirme
SAÜ 2017-2018 Akademik Takvim Sakarya Üniversitesi Yurt ve Apart Daire


bian ajans Öğrenciye Kiralık Daire  Üniversite Yurt Rehberi Sakarya Üniversitesi Öğrenci Portalı