Yeni Başlayanlar İçin Sosyal Medya

Yeni Başlayanlar İçin Sosyal Medya

SON yıllarda herkesin diline dolanan sosyal medya, her geçen gün daha çok kişiyi içine alıyor. Artık hem sosyalleşmek için hem de iş yapmak için yoğun bir biçimde Facebook, Tweetter, Freendfeed, SlideShare ya da Linkedln gibi sosyal medya araçları kullanılıyor. Ve Türkiye, sosyal medya kullanımında birçok Avrupa ülkesini sollamış durumda.

Geleneksel ve Sosyal Medya
Geleneksel ve Sosyal Medya

Comscore 2009 verilerine göre Türkiye, ortalama internet kullanım saatine göre Avrupa’da 1’inci sırada. Türkiye’de 28 milyondan fazla internet kullanıcısı bulunuyor. Facebook’ta 18 milyondan fazla Türk kullanıcı var. Friendfeed’in aktif kullanıcı sayısı 8.000 civarında, Twitter’da ise yaklaşık 25.000 kullanıcı olduğu tahmin ediliyor. Ayrıca Türkler’in Facebook’ta günde ortalama 56 dakika geçirildiği belirtiliyor.

Peki, gündelik hayatın bu denli içine giren sosyal ağlar, üniversite öğrencileri için ne ifade ediyor? Sadece ekranın karşısına geçip izlemek mi, yoksa özgür bir şekilde kendi içeriğini oluşturmak mı? Daha da ileri gidip sosyal ağlar üzerinde kendini bir anlamda “kişisel marka” haline getirmek mi? Aslında sosyal medya araçları, iş arayan öğrencilere ya da yeni mezunlara çok çeşitli fırsatlar sunabilir. Çünkü “iletişim” ve “içerik”, artık sosyal medyanın kilit kelimeleri olarak kabul ediliyor.

Boğaziçi Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri bölümünden bu yıl mezun olan, şu an ise Berlin merkezli sanal para şirketi SponsorPay’in Türkiye temsilcisi olan Afşın Avcı, Türkiye’de pek yaygın olmamakla birlikte üniversitede okurken kariyer hedefini belirleyen bir öğrenci için örneğin tweetter ve FriendFeed’in altın değerinde olduğunu söylüyor. İnteraktif pazarlama ve Lokalizasyon danışmanlığı yapan Avcı, sosyal medya, affiliate marketing ve internet girişimleri-yatırımları konularıyla da yakından ilgileniyor.

Sosyal Medya Tartışılıyor
Sosyal Medya Tartışılıyor

Artık nereden mezun olduğun önemli değil

“Sanal medya araçları iş arayan öğrenciye çok çeşitli fırsatlar sunabilir” diyen Avcı, sosyal medyaya bırakılan profillerden yola çıkarak fark yaratmanın önemine dikkat çekiyor:

“Öncelikle üniversite öğrencilerinin kendileri sosyal medya profillerini güncellemekten acizler. Bu, daha çok emek vermeden bir şeyler elde etmeye çalışmanın bir sonucu. Ayrıca artık nereden, nasıl mezun olduğunuz çok da önemli değil. Önemli olan fark yaratmak. Eğer bir üniversite öğrencisi bu araçları kullanarak fark yaratamıyorsa, bir şirketin bu öğrenci yapabileceği pek az şey vardır. Bu noktada fark yaratmanın yolu, planlı ve bilinçli bir sosyal medya kullanımından geçiyor.”

Şirketler, profilleri ziyaret ediyor

Olaya şirketler açısından bakıldığında ise özellikle uluslar arası şirketler, gelen başvuru sahiplerinin Xing ve Linkedln profillerini ziyaret etmeden işe alım yapmıyor. Serbest insan kaynakları danışmanı İpek Aral Kişioğlu, “Kaynağım İnsan” isimli blogunda, şirketlerin sosyal medyayı takibi konusunda şunları söylüyor:

“Sosyal medya uygulamaları artık şirketlerin ihtiyaç duydukları yeteneklere ulaşma yolunda çok ciddi boyutlarda kullanılmaya başlandı. Konu üzerinde ilk ve en çok dikkatimizi çeken portal LinkedIn oldu. Milyonlarca insanın özgeçmiş bilgilerini bıraktıkları portal; kısa sürede global, açık bir işgücü/yetenek pazarı haline geldi. Şu anda Türkiye’de de belirli oranda internet kullanımı olan onbinlerce profesyonelin kariyer bilgilerine LinkedIn üzerinden ulaşabiliyoruz. Hatta aradığımız niteliklerde bir profil sergileyen kişiler ile sıfır maliyetle bağlantıya geçebiliyor, kurum yapımıza dahil edebiliyoruz. Sosyal medya uygulamaları, işgücü alım maliyetlerimizi düşürmek, aktif iş aramayan ama iş değiştirme ihtimali olabilen yeteneklere ulaşabilmek için çok etkin bir alternatif yol.”

Bir öğrenci, sosyal medyada niçin yer almalı?

Sosyal medyanın en büyük faydalarından biri, “iletişim uzunluğunu kısaltması” olarak gösteriliyor. Özellikle kariyer anlamında, üniversite öğrencilerinin hedefledikleri şirketlere veya insanlara ulaşmasında çok önemli bir araç haline geldiğine dikkat çeken Afşın Avcı, bunun nedeni şöyle açıklıyor:

“Bir üniversite öğrencisi sosyal medyayı aktif kullanarak kendisini profesyonellere daha fazla yaklaştırır. Ürettiği içerik ve kattığı değer ile ilgi çeker. Hatta bazı zamanlarda tecrübeli profesyoneller dahi bir üniversite öğrencisinin yazdıklarını, paylaşımlarını dikkatle takip eder hale gelir. Böyle bir durumda ibre tersine döner. Öğrenci; kovalayan değil, aranan kişi olabilir. Sosyal medya bu açıdan öğrenci için fırsattır.

Avcı, günümüzün her alandaki kilit faktörü olan “değer yaratmak” tanımına da dikkat çekiyor. “Değer yarattığınız sürece ağınız genişler, bağlantılarınız artar, seçenekleriniz çoğalır” diyor ve ekliyor:

“Fakat bugün bir öğrenciden, mühendis dahi olsa, otomotivle ilgili bir değer yaratmasını bekleyemeyiz. İşte sosyal medya bu özelliğiyle diğer alanlardan ayrılır. Çünkü burada kişisel markalaşmayı sağlamak, diğer alanlara göre daha kolaydır. Fakat bu, isteyen herkesin bunu yapabileceği anlamına gelmiyor. Çünkü dediğim gibi değer kattığınız sürece varsınız. FriendFeed’de bir tartışma ortamında veya SlideShare’a yüklediğiniz bir sunumla değer katmalısınız. İnsanlara, takipçilere duymadıkları bir şeyler söylemelisiniz. Bu, İngilizce kaynaklardan öğrendiğiniz ve çevirisini yaptığınız şeyler de olabilir, tamamen size ait olan fikirler de… Özetle bir üniversite öğrencisi sosyal medyada sıradan paylaşımların dışına çıkıp, gerçekten yararlı ve verimli şeyler katmalıdır bulunduğu ağlara.”

İŞİN SIRRI: İstikrarlı ve aktif ol

Kocaeli Üniversitesi Harita Mühendisliği 4. sınıf öğrencisi Burak Budak, 5 yıldır blog yazıyor. Orta okul sonlarında internetle taştışan,

Social Media
Social Media

lise yıllarında Blogcu.com ve blogger.com gibi ücretsiz alanlarda blog yazmaya başlayan Burak, üniversiteyi kazandığı yıl kendi adını taşıyan http://www.burakbudak.com blogunu hayata geçirdi. Şu an bir sosyal medya ajansı Promoqube’de çalışan Burak, “İşimi de tamamen sosyal ağları aktif kullandığım ve uzun süredir blog yazdığım için bulduğuma eminim” diyor. Burak, şunları söylüyor:

“Önemli olan; sosyal ağlarda profil oluşturmak değil, bu ağları istikrarlı bir şekilde aktif olarak kullanabilmek. Profesyonel kimliği oluşturduktan sonra Facebook ve Twitter gibi sosyal ağlarda ilgi alanına yönelik paylaşımlar yapmak, yine ilgi alanına yönelik paylaşım yapan kişileri/grupları/sayfaları takip etmek, fikir alışverişinde bulunmak, kişisel marka oluşturmada büyük yarar sağlar. Markanızı daha ileri seviyeye götürebilmek için yine ilgili olduğunuz alanda paylaşımlara yer verdiğiniz bir blogunuzun olması, çok yararlı olacaktır. Sosyal medyanın temel taşlarını blogların oluşturduğunu kesinlikle unutulmamalı. Her ne kadar Twitter, blog yazma konusunda kişileri olumsuz etkilese de yine de blog yazmak, yazarın kişisel gelişimine ve iş yaşantısına çok büyük katkılar sağlar. Bunun yararını yazdıkça daha iyi anlarsınız.”

Sosyal medyada nasıl MEDYATİK olunur?

– FARK YARATIN: Sosyal medyayı en faydalı şekilde kullanmak için fark yaratmak gerekiyor. İçerikte yaratılan farkla bir öğrenci, hem işverenlere hem de kendini takip edenlere çok önemli mesajlar verebilir. Fark yaratmak da planlı ve bilinçli bir sosyal medya kullanımını gerekli kılar.

– EĞLENCELİ OLUN: Sosyal medyanın sihirli kelimesi “eğlence”dir. Ne kadar eğlenceli içerik sunarsanız o kadar popülerleşirsiniz.

– DOĞRU VE GÜNCEL BİLGİ VERİN: Tüm sosyal medya hesaplarınızda profil bilgileriniz doğru olmalı ve mutlaka güncellenmeli.

– PASİF OLMAYIN: Faydalı içerikler ürettiğiniz sürece takip sayınız artacaktır. İnternette bir üreticiler bir de tüketiciler yani pasifler vardır. Siz üreticilerden olun.

– BLOG YAZIN: Sosyal medyayı sadece bulunduğunuz yeri bildirmek ya da fotoğraf yüklemek olarak görmeyin. Örneğin, bir blog yazmaya başlayın. Konunuzu çok iyi belirleyin. İyi bildiğiniz bir konu olmasına özen gösterin.

– REKLAMDAN UZAK DURUN: Sosyal medya üzerinden kuracağınız iletişimin fayda ağırlıklı olmasına, reklam kokmamasına dikkat edin.

Sosyal ağlar özel alan mı yoksa kamusal alan mı?

HUKUKÇULAR tartışıyor: Facebook ve benzeri sosyal ağlar ‘özel alan mıdır yoksa kamusal alan mı?’ Bu tartışmanın sebebi, ABD’deki ve Fransa’daki iki iş davası.

Fransa’da, Alten adlı mühendislik şirketinin bir çalışanı Facebook’taki sayfasında şirketin ‘bir uğursuzlar kulübü’ olduğunu yazmış, iki çalışan da ‘aramıza hoş geldin’ diyerek eleştirilere katılmıştı. İş mahkemesi, işverenin söz konusu 3 çalışanı işten çıkarmasının hukuki olduğuna hükmetti.

ABD’de ise bir çalışan, Facebook’ta (adını vererek) şefinin ‘kafadan sakat’ olduğunu yazdığı için işten çıkarıldı. Çalışanların haklarını koruyan bağımsız Federal İş İlişkileri Komisyonu (NLRB) bu karara karşı dava açtı. NLRB, çalışanların sosyal ağlarda şirket hakkında eleştiri yapma hakkı olduğunu, şefi için ‘kafadan sakat’ demenin de hakaret değil, eleştiri olduğunu savunuyor.

ABD’li hukukçular; NLRB’nin davayı kazanabileceğini, çünkü ABD hukukunun sosyal ağlar da dahil her alanda ‘özel iletişim hakkını’ koruduğunu savunuyor.

Fransız hukukçular ise, Fransa’da sonuçlanan davayı hatırlatarak çalışanları ‘sosyal ağlar evinizin salonu değil, özel alan değil, kamusal alan. Bunu asla unutmayın’ diye uyarıyor.

Patronlar önce Facebook’a bakıyor

İŞ başvurusu yapanlar dikkat! İnsan kaynakları artık savcılık kağıdından önce kullandığınız paylaşım sitelerine bakıyor. Fatih Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Özsoy, Facebook’u işverenler ve insan kaynakları departmanlarının da kullandığını belirterek, ‘İş başvurusu yapanlar, Facebook profillerinden dolayı doğrudan reddedilebiliyor’ diyor. Özsoy’a göre internet kullanırken gösterilen dikkatsizliğin gelecekte büyük sorun oluşturma riski bulunuyor ve birçok kişinin bunun farkında değil. Prof. Dr. Özsoy, şunları söylüyor:

“Kariyer planında devlette ve özel sektörde önemli görevlere gelmek olanların ve stratejik konularda çalışarak ülkesine hizmet etmek isteyenlerin, bilgisayarda bıraktıkları her ize dikkat etmelerini öneriyoruz. İnternette yapılan her şey kayıt altında. İnternet ortamında paylaştıklarımız konusunda çok dikkatli olmalıyız. Bir gün; yaptıklarımız ve yazdıklarımız hiç ummadığımız yerde, önümüze koyulabilir, eşimiz ya da işimizle ilgili sorun yaşamamıza ve hayatımızın kararmasına yol açabilir.”

TV’yi tahtından etti

İnternetin; televizyonu bile tahtından ettiğine dikkat çeken Prof. Dr. Özsoy, “Özellikle sosyal paylaşım ağları sayesinde en ufak bir haber, bir anda büyük kitleler tarafından görülmeye başlıyor. Gazeteciler, ünlüler, sporcular, bilim insanları, herkes anlık iletilerle gün içinde durum değerlendirmesi yapıyor, iddialarda bulunuyor” diyor.

 

Hayriye MENGÜÇ / Hürriyet KAMPÜS

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
Bilgilendirme
SAÜ 2017-2018 Akademik Takvim Sakarya Üniversitesi Yurt ve Apart Daire


bian ajans Öğrenciye Kiralık Daire  Üniversite Yurt Rehberi Sakarya Üniversitesi Öğrenci Portalı