Tebdil-i Mekanda Ferahlık Vardır Derler…

Tebdil-i Mekanda Ferahlık Vardır Derler…

Tebdil-i mekanda ferahlık vardır derler. Yani insanın kimi zaman yakın çevresini değiştirmesi ve bununla beraber yakın çevresinde bulunan insanları, arkadaşları ve dostları tebdil olduğu mekandaki yeni simalarla değiş tokuş yapması demektir. Bunun neticesinde ise insanın sürekli yaşamak zorunda olup her gün gördüğü çevreyi ve o çevredeki insanların ruhunda oluşturduğu o pis havayı dışarıya atıp tebdil olduğu yerdeki yeni havayı ruhunun ciğerlerine solumasıyla feraha ulaşması mantığı vardır.

İnsanın sadece bir günü, ömründe ufak bir ömür olup ve bunun bıkkınlığını gece tatlı bir uyku ile rüya alemine uçup gitmesi sonucunda ulaştığı ferahlık bir tebdil-i mekan değil midir? Ya da çocukluğundan ihtiyarlığına kadar hayatın onun ruhunda açtığı yaraları ve yorgunluğu bir gün ölüp gitmesi ile dünyayı öteki hayat ile değiştirip feraha ulaşması da bir tebdil-i mekan değil midir?  Elbette ki öyledir.

Çevre ile insan arasında karşılıklı bir etkileşim vardır. İnsan çevreyi etkileyip değiştirdiği gibi buna karşın çevrenin de insanın üzerinde tesiri büyüktür. Ancak bu etkileşimde çevre daha zengin, daha geniş, daha güçlü ve insanı sınırları içerisinde adeta hapsettiği için insanın bu etkileşime karşı tek, yalnız ve güçsüz oluşuyla karşı koyması zordur. Çevre galip gelir.

Peki her tebdil-i mekanda ferahlık var mıdır ya da her mekan değiştiren feraha, mutluluğa ve huzura ulaşır mı?

Elbette ki yoktur ve ulaşamaz.

Çünkü çoğu durumun istinası olduğu gibi bunun da istinai durumları vardır. Mesela insanın bazı olumsuz ruh haline sahip olduğu zamanlar hep bir kaçış içindedir. Kimi zaman ailesi ya da en yakın insanlardan kimi zaman da etrafındaki nesnelerden, her gün yürüdüğü sokaktan, her gün geçtiği caddelerden ve gördüğü vitrinlerden kaçmak ve bunları bir daha görmemek ister. Bunlar ruhunda bir sıkılmışlık hissi uyandırdığı için bunlardan uzaklaşmak ister. Bunlardan kaçış, bir çözüm yolu olarak görünür ve bu yüzden mekan değiştirir. Ancak mekan değiştirirken tüm hüzünlerini, çilelerini ve yaşadığı tüm kırgınlıklarını da bir çantaya doldurup sırtında taşıdığını ve nereye giderse gitsin bunlarla beraber yolculuk yaptığının farkında değildir.

Gittiği yerlerde kaçtığı insanların ve nesnelerin tıpatıp aynısı olmasa da onların benzerlerine rast gelir. Bindiği otobüste daha ilk etapta yine rahatsız edici bir ses tonuyla telefonda konuşan yeni bir Ali gelip oturur yanına. Ya da çalışacağı yerde yine aynı insanlar ve oturduğu evde yine beton duvarlar ve yüksek ya da alçak binalar ve benzer renkteki tabelalar… Yine onun üzerine aynı izlenimleri bırakır ve bu kaçış çözüm yolu olmaktan öte sorunun ta kendisinin öteki yüzü olur..

Burada insanın aslında kaçmak ve kurtulmak istediği bunlar değildir. Aksine kaçmak istediği şeyler kafasında biriktirdiği düşünceler ve kalbinde yığın haline getirdiği duygulardir . Yani kaçmak istediği herkesin ortak atmosferı olan dış dünya değildir aslında, sadece kendisinin içinde yaşayıp ayrık olan kendi iç dünyasıdir.

O yüzden çözüm, kendisinden ve çevreden kaçmak değil kendi içindeki dünya ile barışmaktır…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
Bilgilendirme
SAÜ 2017-2018 Akademik Takvim Sakarya Üniversitesi Yurt ve Apart DaireSakarya - İstanbul - İzmit Öğrenci Servisleri


bian ajans Öğrenciye Kiralık Daire  Üniversite Yurt Rehberi Sakarya Üniversitesi Öğrenci Portalı